
Zemindeki düzensiz sertleşme durumu, sadece kalite açısından bir sorun oluşturmaz; aynı zamanda atık oluşmasına, üretim süreçlerinin uzamasına ve güvenlik amacıyla fazladan mürekkep kullanılmasına neden olur.
Çoğu zaman, bunun temel nedeni uyumsuzluktur: Lambanın yaydığı spektrum, fotoinitasyon maddelerinin aslında emdiği ışıkla uyuşmaz. Üstüne bir de ışığın boşa harcanmasına neden olan reflektör yapıları eklenince, her seferinde bu sorunlarla mücadele etmek zorunda kalırsınız.
UV cıva buharlı lambalar, 365nm, 405nm ve 436nm’de güçlü pikler içeren geniş bir spektrum yayınlar. Eğer fotoinitasyon maddeleriniz bu frekanslara ayarlanmışsa, bu sayede derinlemesine sertleşme sağlanır.
Yüksek basınçlı cıva sistemleri genellikle 120–240W/cm gücünde çalışır ve ark bölgesindeki ışık yoğunluğu 10W/cm²’yi aşabilir. Bu tür bir enerji yoğunluğu, kısa süreler içinde sertleşme sağlamaya olanak tanır.
UV LED’ler ise farklıdır. Genellikle 365nm, 385nm veya 405nm frekanslarında dar bantlı ışık yayınlarlar. Anında açılıp kapanabilirler, binlerce saat boyunca stabil bir şekilde çalışırlar ve substrata daha az ısı aktarılır.
Sadece güç değeri önemli değildir. Önemli olan, iş yüzeyindeki ışık yoğunluğu ve spektrumun fotoinitasyon maddeleriyle nasıl uyum sağladığıdır.
Reflektörler, üretilen UV ışığının ne kadarının substrata ulaştığını belirler. Elips şeklindeki reflektörler, ışığı hedef noktaya odaklayarak ışık yoğunluğunu artırır. Parabolik ve bileşik elips şeklindeki reflektörler ise eşitlik ve açısal dağılımı iyileştirerek tüm baskı alanında daha etkili bir enerji yoğunluğu sağlar.
Dikroik kaplamalar, UV ışığını yansıtarak kızılötesi ışığı iletmeye yardımcı olur. Bu da substratın ısınmasını azaltır.
Kalın ekran mürekkepleri veya yüksek pigmentli fleksografik mürekkeplerle çalışırken, cıva lambalarının geniş spektrumu ve optimize edilmiş reflektör yapıları, gerekli olan derinlemesine sertleşmeyi sağlar.
İnce filmlerde ve ısıya duyarlı substratlarda ise LED’ler hassas dalga boyu kontrolü ve daha düşük termal yük sağlar. Böylece malzemeyi bozmadan hızlı bir şekilde baskı yapılabilir.
Her iki durumda da, yayılan ışığın hedef alana odaklanmasıyla etkili ışık yoğunluğu artırılabilir. Bu da enerji kullanımını iyileştirir, boşa harcanan ışığı azaltır ve her metrekare için gereken enerji tüketimini düşürür. Aynı zamanda baskı kalitesini de korur.
Lamba tipini mürekkebin kimyasal yapısına uygun seçmek zorunludur. Uyumsuz spektrumlar enerji israfına neden olur ve eksik sertleşme meydana gelir.
Cıva lambalarının ısınmaya ihtiyacı vardır ve kullanım ömrü boyunca performansları düşer. Periyodik olarak güç ayarlamaları yapılmalı ve yedek parça planlaması yapılmalıdır.
LED sistemler ise ilk baskıdan son baskıya kadar stabil kalır, ancak termal yönetim çok önemlidir. Spektral stabiliteyi ve kullanım ömrünü korumak için junction sıcaklığı kontrol altında tutulmalıdır.
Reflektörlerin yerleşimi çok önemlidir. Küçük bir hata bile ışık yoğunluğunu ve etkili enerji yoğunluğunu düşürür.
Substratın geometrisi, baskı hızı ve kalma süresine göre ayarlamalar yapılmalıdır. Ardından iş yüzeyindeki ışık yoğunluğunu ve toplam enerji yoğunluğunu doğrulamak için spektral radyometre kullanılmalıdır.